Günün Tarihi:15 Kasım 2018

 

 

AYIRMAK LAZIM8 Ekim 2016 , Cumartesi


İlhan Düzgün

İnsan sosyal bir varlıktır diyoruz ve ekliyoruz toplu halde yaşar.

Bir topluluk içinde yaşamanın kuralları, sınırları vardır her zaman.

Toplu olarak yaşayan her canlı için bu geçerlidir.

Belgesellere meraklıysanız topluluk halinde yaşayan her cins hayvanın,

Hatta her cins hayvanın kendi aralarında oluşturdukları her bir topluluğun kendine özel kuralları vardır,

Hayvanların bizden şanslı tarafı bu kurallar yazılı değildir!

Davranışsal kuralları vardır ve bunları deneyerek öğreniyorlar,

Hem genetik hem de davranışsal olarak bir sonraki nesle kalıcı olarak aktarıyorlar.

Topluluk içinde sadece bu kurallara uyanlar kalabiliyor!

Bu kurallara uymayanlar zaten topluluk dışında kalıyor ve telef oluyor.

Yok, biz insanlarda öyle değil,

Biz insan olduğumuz ve düşündüğümüz ve yaklaşık olarak da 5500 yıldır da bugünkü anlamında yazabildiğimiz için toplumsal yaşam kurallarını yazıyoruz,

Yazdıklarımızı öğrenmeden,

Öğrenmek için kuralları oluşturmadan,

Öğrenilmiş sayıyoruz?

Okuyup öğrensek bile özel mazeretlerimiz nedeniyle uymaya biliyoruz?

Uyanlar ile ilgili bir özel durum yok, onlar sadece olması gerekeni yapıyorlar,

Ama uymayanlar ile birlikte yaşamımıza devam ediyor olmak bizi hayvanlardan ayırıyor,

Onlar kadar katı, yaptırımcı olamıyoruz!

Hatta bazen Uymayanların farkında bile olmuyoruz?

Böyle bir ihtimal bile topluluğa “yakalanmayacaksan yapabilirsin”  mesajını süblimal olarak veriyor,

“Akıllı ol yakalanma diyor” ve bir akıl oyunları savaşına giriyoruz!

Uymayanları sistem yakaladığında da başka bir sıkıntı devreye giriyor?

Uyulmayana uygulanacak ceza uymayanın gücüyle farklılaşıyor!

Bu da bir başka süblimal mesaja “gücün kadar suç işleyebilirsin”  mesajına referans oluyor.

Bunun deformasyonu da sınıfsal ayrımı güç ve güçsüzler olarak keskinleştiriyor.

Bu iki mesaj topluluğun hem en gizli, hem en tehlikeli, hem de yakalanması en zor örgütünün oluşturuyor.

Adı yok bu örgütün,

Örgütlenme biçimi bireysel,

Başkanı yok, sadece üyeleri ve rol modelleri var sadece!

Eşitlik güçlülük ile farklılaşabiliyor?

İnsan olmaktan kaynaklı zaaflarımız yüzünden hayvanlar gibi eşit ve sağlıklı bir toplumsal düzen kuramıyoruz,

Evet, insan olduğumuzu kabul ediyorsak,

Düşündüğümüzü,

Geliştiğimizi,

Düşündüklerimizin doğru olduğuna inanıyorsak,

Bu doğrular ile yaşanan bir toplum istiyorsak,

İnsanlara bu doğruları anlatmaya ve onları ikna etmeye hakkımız var.

Bu da bizim dünyadaki var oluş görevlerimizden biri zaten!

Ama doğrularımızın mücadelesi ile kavgası arasındaki ince çizgiyi karıştırmadan,

Ama inandığımız düşünce ve eylem biçimine alternatif olanlar ile yapacağımız rekabet sürecini kan davasına çevirmeden yapmak gerek bu mücadelemizi.

Anlatmak ile anlaşılmanın farkını bilerek yaşamak,

Herkesin aynı düşünmeyeceğini bilerek ve buna inanarak düşündüklerini paylaşmak gerek.

İkna, anlatmak ve ispatlamak ile olur,

İşin içine ısrar, şiddet ve zorlama girince ne düşünce kalır ne de toplumsal yaşam tarzı.

O zaman başka bir insanı vasıf olmalı hayatımızda; Hoşgörü ve birlikte yaşama ve dayanışma içgüdüsü.

Çünkü kötülük, düşmanlık hiçbir zaman toplumsal yaşam için gerekli davranışlar değildir.

Kötülük ağaç kurdu gibi özünden olur bazen toplumun,

Bazen de dışarıdan musallat olur.

Ama etkisi hiç değişmez,

İyileri bir kenara toplamadan tamamını hedef alır ve hepsine zarar vermeye çalışır.

Merak eden insanlık tarihinde pek çok örnek bulabilir.

Ama biz bazen içindeyken fark edemeyiz,

Şaşırırız, mücadele ile kavgayı karıştırırız,

Rekabet ile kan davası birbirine girer zihnimizde, eylemimizde,

Her şeye rağmen kazanmayı ister,

Amaç birlikte topluluk olmak değil kazanmak olur bundan sonra,

Kazanayım derken yaptıkların herkese kaybettirir sonunda.

İnsanın diyorsan,

Düşünüyorum diyorsan,

Bunu da düşün ve öyle yaşa ait olduğun toplumun içinde ve yaptıkların, yaşadıkların senin hafızanda doğru ve güzel ise öç alırken kirletmemelisin unutma!

 7.8.2016

 

 

 

 

Bu yazı toplam 5215 defa okundu.

Sizden Gelenler

Tarih : 31 Ekim 2016 , Pazartesi

mesut manav

ilhan bey merhaba yazılarınızı ilgi ve merakla takip ediyorum toplumsal birlikteliklerle ilgili tespitlerinize katılıyor ve yazarlık kariyerinizde başarılar diliyorum

UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın