Günün Tarihi:15 Kasım 2018

 

 

Hanaltını bilen var mı?2 Ocak 2017 , Pazartesi


Cevdet Güngör

Hanaltı Adapazarı tarihinin iz bırakmış köşelerinden biriydi. Hanaltı daha önce Şemsiyeli Park’ın bulunduğu yerdeydi. Hanaltı eski tip ahşap bir yapıydı. 2nci katı sanırım eski yıllarda, Adapazarı’nda kurulan pazarlara gelenler için yapılmış bir handı. Alt katı ise lokantalar, kahvehaneler, kuru yemişçiler ve pastanelerin olduğu bir çarşıydı.

            Hanaltının en büyük özelliği ahşap bir yapı olduğundan, yazları çok serin olmasıydı. Hanaltının orta yerinde büyük bir çınar ağacının olduğunu da hatırlıyorum. Bu çınar ağacının yanında kahvehane vardı. İnsanlar çınarın altında çay ve nargile içerlerdi.

            Hanaltını böylesine bir kez daha hatırlamamın nedeni ise, babam bahsettiğim kahveye çıktığından, zaman zaman kendisini çağırmaya giderdim.

            ***   ***   ***   ***   *

            Hanaltının girişinde Yüzbinlik Ahmet’in Kuruyemişçi dükkanı vardı. Yüzbinlik ismi ise, bu büfenin sahibi  Çark Caddesi’nde komşumuz Ahmet ağebey’e Milli Piyango’nun büyük ikramiyesi olan 100 bin lira çıkmıştı ve o parayla bu büfeyi açmıştı. Adını da “100 binlik” koymuştu.

            Hanaltının en ünlü yerlerinden biri ise, İmren Salih’in işlettiği İmren lokantasıydı. Karşısında özellikle sulu yemeklerin yapıldığı bir başka büyük lokanta daha vardı. Çıkışta ise, Deryaoğulları’nın lokantası vardı.

            Hanaltının bir diğer simgesi ise; “Sucu Harun’du”. Harun Kara, hanaltındaki küçük büfesinde İzmit’in Çene suyunu getirir ve bardaklarda soğuk olarak satardı. İnanın o dönemde soğuk çene suyu içmek için insanlar bu büfenin önünde zaman zaman -  zaman kuyruğa girerdi.

            Bugün için yaz sıcağında soğuk suyun ne anlama geldiğini, daha doğrusunu değerini pek bilmiyoruz. Ama o dönemde 50’li yılların sonu, öyle buzdolabı filan yok. Evlerdeki en lüks buzdolabı tel dolaplardı.

            Tel dolabı denilen şey, tahtadan yapılmış bir dolap, ancak önü ve yanlarında tahta yerine balık ağı gibi çok sık ve ince tellerden oluşan kapaklar vardı. Bu dolap evin en serin yerine konur ve etrafındaki tel kapaklar nedeniyle hava alır ve yemekler bu dolapta nispeten daha uzun süre saklanabilirdi.

            Evlerde soğuk su içebilmenin yolu ise, balıkçılar çarşısında buz satılan yerden buz alıp eve götürmekten geçerdi.

            ***  **   ***   *

            Hanaltının çıkışında ise, bir zamanlar Adapazarı’nın en rağbet edilen pastanesi olan Şenbeslen Pastanesi vardı.

            Yaz akşamları Atatürk Parkı’na gezintiye çıkanlar mutlaka Şenbeslen Pastanesi’nden dondurma alırlardı.

            Çocukluğumda özellikle yaz günleri Hanaltının serinliğinde dolaşmak çok güzel olurdu.

 

                   Direkli Çarşı

 

Hanaltından söz edince Ankara Caddesi çıkışından sağ tarafa döndüğünüzde, o zamanların ünlü Direkli Çarşısı vardı.

Direkli Çarşı’nın en büyük özelliği ise, sıra - sıra lokanta ve meyhanelerin bulunduğu bir yer çarşı olmasıydı.

Direkli Çarşı’nın ünlü yeri ise, Rumeli Meyhanesi’ydi. .Rumeli Meyhanesi akşam üstleri özellikle Uzun Çarşı esnafının oturup, sohbet ettiği ve birbirleriyle şakalaştıkları bir mekandı. Rumeli Meyhanesi’nin taze naneli kuru fasulyesi çok ünlüydü.

Direkli Çarşı’nın bir diğer güzel mekanı ise Geyikli Meyhanesi’ydi. Geyikli Meyhanesi’nin özelliği ise havuzlu bir bahçesinin olmasıydı.

Yeri gelmişken bugün Çark Caddesi’ndeki Demircioğlu Pasajı’nda hizmetine devam eden Demir Sakarya 79 Lokantası da yıkılana kadar Direkli Çarşı’nın tercih edilen lokantalarından biriydi.

Direkli Çarşı Ünal Ozan’ın Belediye Başkanlığı döneminde yıkıldı. Yerine Gelinlikçiler Çarşısı yapıldı. Direkli Çarşı yıkılıp, yerine yeniden bir çarşı yapılacaksa neden yıkıldığına hala akıl erdiremiyorum. Sonra Gelinlikçiler Çarşı da yıkıldı. Şu anda Direkli Çarşı’nın olduğu yer yenilenmiş hali ile Şemsiyeli Park olarak hizmet veriyor.  

 

Bu yazı toplam 5199 defa okundu.

Sizden Gelenler

Tarih : 7 Ocak 2017 , Cumartesi

Nihat Yıldız

Cevdet,100 bin lira Ahmet abiye değil,babası Hasan (Özil) amcaya 1950 yılbaşı çekilişinde çıkmış.Hanaltının pastane tarafına doğru çıkışında bir fırın vardı.O fırının önünde de bir mühürcü amca otururdu.Okuma yazması olmayıp imza atamayanlar imza yerine onun tersten küçük pirinç plakaya yazdıkları isimlerini resmi evrak veya bankalarda kullanırlardı.Adapazarı'na selamlar.

UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın