Günün Tarihi:15 Kasım 2018

 

 

Adapazarı’nın-Sakarya’nın geçmişi9 Şubat 2017 , Perşembe


Abdullah Çelik

Bugünkü yazımı kamu görevlisi, Karasu Paralı Köyü’nden bonker Muhittin denen, 50 yıldır yazılarımı okuyup vefalı, çok iyi dostumun bir sorusu üzerine sunuyorum…

Dünya Gazetesi yayın kitabının 45. sayfasını sunuyorum.

İl olma yolunda ilk adımlar

Sakarya, 1954 yılında il olduğu 1 Aralık Çarşamba günü Kaymakamlık tabelasını indirdi. Yerine Vilayet tabelası, kalabalık bir katılım ve düzenlenen törenle asıldı.

O süreçte il olma yolunda atılan adımlar ve zorlu geçen çalışmalara medyanın kayda değer desteği olmuştu.

Dönemin tarihini taşıyan ve Demokrat Sakarya adıyla yayın yapan yerel bir gazetenin haberine göre; törene 10 binlerce kişinin katıldığı ve Ankara’dan da bir heyetin Sakarya'ya geldiği belirtiliyor.

Sakarya'nın il oluşunun başlıca kahramanlarından biri olan Osman Erkaya, 1952 yılında kurulan Adapazarı’nın il olma cemiyeti başkanlığını yürütüyordu. Erkaya, Adapazarı'nın il olması yönünde atılan ilk adımların medya desteği ile atıldığını şu cümlelerle özetliyor; “1950'lerden önce, şehrimiz ilkokul öğretmelerinden mahalli gazetelerde yazarlık yapan Abdullah Çelik, fikir olarak gazetesine 'Sakarya adıyla Adapazarı il olmalıdır' yazdı. Keza ortaokul müdürlerinden Hasan

Balcıoğlu da benzeri bir yazıyı İstanbul'da münteşir bir mecmuaya yazmıştır." (Dünya Gazetesi Ada Köy’den Sakarya’ya sayfa 45)

***

Sakarya Valisi Mustafa Uygur, Milli Eğitim Müdürü Fazıl Özen, İl Halk Müdürü İsmail Hakkı Yılmaz’ın çok iyi niyetle ayda bir yayımladıkları “Sakarya ve Eğitim” dergisinin 1 Ocak 1973 tarihli sayısında Hasan Muzaffer Balcıoğlu imzası ile yayımlanan yazıyı sunuyorum. Bu yazı dostum bonker Muhittin’in sorusuna cevap olacaktır. Sorusu; “Adapazarı hiç Kastamonu’ya bağlı oldu mu?”

Vefalı okuruma teşekkür ediyorum. Yazılarımı okumaya devam etmesini arzuluyor, sağlıklı, uzun yaşam diliyorum…

Ada Köyü’nden Sakarya İli’ne

Kıyılarında yeni bir tarihin doğduğu, tarihi Sakarya Nehri’nin suladığı verimli «Akova» üzerinde kurulan Sakarya ilinin merkezi, Adapazarı’nın tarihi pek eski değildir.

Sayın Agâh Yönsel’in arşiv çalışmalarından ve sayın Talia Balcıoğlu’nun «Adapazarı’nın tarih ve coğrafyası» adlı yapıtından beldenin tarihini öğreniyoruz. Adapazarı’nın tarihini incelemeden önce coğrafî durumunu kısaca görelim:

Adapazarı’nın adı nereden geliyor?

Sakarya Nehri, Adapazarı’nın 4 km. doğusundan akar. Geçen yüzyıllarda nehir, bugünkü İstanbul - Ankara asfaltı üzerindeki Sakarya Köprüsü’nden itibaren iki kola ayrılmış olarak akardı. Nehrin bir kolu bugünkü yatağından, bir kolu da, Karaabdiler Tohum Islah İstasyonu arasından (Jüstinyen Köprüsü) Beşköprü’de çark suyuna karışırdı. Çark suyu, büyük Söğütlü köyü kuzeyinde Sakarya'nın diğer koluyla birleşiyordu. Bu iki su arasında kalan arazi, tam bir ada idi. Adapazarı, bu ada üzerinde kurulmuştur. Eskiden halk «Ada» derdi. Bugün bile halkın çoğunluğu Adapazarı değil, Ada demektedir. Şu hale göre Adapazarı, gerçekten bir ada üzerine kurulmuştur.

Tektonik bir olay sonucu nehir kolları birleşmiş ve bugünkü yatağından akmaya başlamıştır. Şehrin denizden yüksekliği 31 metredir. Yaz ortalarına kadar bahçelerden su çekilmez. Taban suyu yeryüzüne çok yakındır, yağışlar boldur; bu nedenle Adapazarı çevresinin mühim bir bölümü son yıllara kadar bataklık halde idi. Bu bataklık araziye daha önceleri yerleşme mümkün olmamıştır.

İstanbul-Anadolu şosesi Jüstinyen Köprüsü-Uzunköprü (Eski Tavuklar Köprüsü)-Hendek üzerinden geçerdi. Bu işlek yol üstünde Erenler Köyü ve Adapazarı dolaylarına pazarlar kurulurdu. Bu pazarlarda her meslek erbabı bir topluluk halinde bulunurdu. Zamanla bu pazarlar devamlı olarak kalmış ve halk buralara yerleşmeye başlamıştır. Bugün Adapazarı’nın Tığcılar, Semerciler, Hasırcılar, Tuzla, Çıracılar, Pabuççular mahalleleri, eski pazarların günümüze dek kalmış adlarıdır. Bugünkü Adapazarı’nın çarşısında bile sanatçıların toplu halde bulunuşu dikkati çekmektedir.

1563 (971) tarihli bir belgeden, anlaşıldığına göre Adapazarı (Ada) adında bir köydür. 1646’da Ada, nahiye olmuştur. 1658’de tekrar Ada Köyü oluyor. Bu tarihte Sapanca Kazasına bağlı olan Akyazı Nahiyesi’nin bir köyüdür. Hattâ 1113 (1701) tarihli muhtelif belgelerde Tığcılar Köyü diye geçmektedir. Tığcılar, bugün, Adapazarı’nın ortasında kalan bir mahalledir. Demek oluyor ki Ada ile Tığcılar aynı yere verilen bir addır.

Adapazarı, 1692 tarihinde Kadılık 1942’de Nahiye, 1837’de Kaza, 1954 yılında il olmuştur. «Nüfus-u Zukurun 1253 (1837) Receb-i Şerifin, Gurresinde Zilhiccenin gayesine değin ölen ve doğan, gelen ve gidenlerin miktar kemiyetinin müheyin» nüfus defterinde (Adapazarı masa salonu) biçimindeki bir belgeden anlaşıldığına göre idare merkezi Adapazarı’na taşınmıştır.

Sultan Orhan zamanında Karamürsel Alp, Akçakoca, Konur Alp gibi değerli komutanlar, Kocaeli yarımadasını Bizans’tan almış, Osmanlı Türk topraklarına katmışlardır. Geyve Bölgesi daha evvel alınmıştı. Akyazı, Hendek, Düzce, Karasu, Adapazarı Sultan Orhan zamanında Türk ülkesi olmuştur.

Karamürsel Alp, Karamürsel’de ilk Osmanlı tersanesi kurulduğu zaman, yapılacak gemilerin kerestesi Adapazarı’ndan sağlanırdı. Bu işi yürütmek üzere Adapazarı’nda bir «Kereste Eminliği» kurulmuştu.

Evliya Çelebi Adapazarı’ndan hiç bahsetmiyor. Şarl Teksiye Jüstinyen Köprüsünden geçtikten sonra Ada Kariyesine varılır diyor.

1563 yılında «Ada» köyü olarak kurulan Adapazarı topraklarının verimli oluşu ve geniş bir hinterlanta sahip oluşu dolayısıyla kısa zamanda gelişmiştir. Bugün Türkiye’nin en fazla göçmen çeken bir kenti olarak tanınmaktadır. Son yıllarda sanayileşmeye başlayan Adapazarı daha çok işçi çekmeye başlamıştır. 34 yıl içinde şehir nüfusu 66.000 artış göstermiştir. Bu 34 yıl sonra şehir nüfusunun 200.000 olacağını gösterir.

Bu yazı toplam 5071 defa okundu.

Sizden Gelenler

Tarih : 9 Şubat 2017 , Perşembe

BETÜL

Saygı değer hocam öncellikle sizin sıkı takipçiniziz ailecek sizi babam KAZİMİYE KÖYÜ MUHTARI FEVZİ CESUR onun sayesınde tanıdık her gun o alamazsa beni arar kızım sakarya yenigün gazetesi alır mısın unutma ama gazetemi derdi rahmetli.. hiç aksatmazdı ve saklardı gazetelerinizi..Sizin yazmış oldugunuz yazı bizi okadar duygulandırdı ki anlatamayız.. şimdi babamız yok ama biz varız kardeşimle o almayı bıraktı artık biz alıyoruz hergün gazetenizi.sizinle tanısmak isteriz insallah birgün sizinle tanışmak nasip olur çok memnun oluruz.Biz hendegin kazimiye köyünde oturuyoruz bekleriz sizleride ziyaretimize..İyi aksamlar hocam kendinize iyi bakın allaha emanet olun..

UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİGÜN GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama

 


 

 

 

 

altın