VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI

VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI

Türk Borçlar Kanunu’nda vekalet sözleşmesi: “Vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Kanundaki tanımından da anlaşılabileceği üzere vekil bir başkasının işini görmeyi üstlenen kişidir. Vekalet ilişkisi ise sözleşmesel bir ilişkidir ancak bu sözleşme illa yazılı olmak zorunda değildir. Sözlü olarak da vekalet ilişkisi kurulabilir. Ancak bazı özel durumlarda vekilin açıkça yetkili kılınmış olması gerekmektedir. Vekil özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz,iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz,kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz. Uygulamada bu özel yetki noter aracılığıyla verilmektedir. Örneğin bir avukata dava açması için vekalet vermek istediğinizde bunu noter aracılığıyla yapmanız gerekmektedir. Bir diğer örnek de taşınmaz satış yetkisi içeren vekalet verme işlemidir.

***

Bu hafta siz değerli okuyucularıma taşınmaz satış yetkisi verdiğiniz kişinin bu yetkisini kötüye kullanması durumunda meydana gelebilecek hukuki uyuşmazlıklardan bahsetmek istiyorum. Bir tanıdığınıza güvendiniz ve herhangi bir sebepten sahip olduğunuz taşınmazlarınızı devretme yetkisini noterden vekaletname çıkarmak suretiyle bu tanıdığınız güvendiğiniz kişiye verdiniz. Örneğin yurtdışında olmanız nedeniyle tapu dairesine gidemiyorsunuz ve Türkiye’deki güvendiğiniz bir kişiye vekaletinizi veriyorsunuz. Yahut aranızdaki ortaklık veya ticaret ilişkisi nedeniyle böyle bir işlem gerçekleştirdiniz. Ancak güvendiğiniz bu kişi güveninizi kötüye kullanarak taşınmazınızı başka bir kişi üzerine devretti. Örneğin kendi oğlu veya kızı üzerine mülkiyeti geçirdi. Bu durumda taşınmaz elinizden gitmiş olur mu? Hakkınızı aramak için izlemeniz gereken yasal prosedür nedir?

***

Bu durumda yapılması gereken vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle bir tapu iptali ve tescili davası açmaktır. Zira bu dava ile taşınmazını geri alma ihtimaliniz bulunmaktadır. Öncelikle elinizde davanızı ispatlamaya yeter delil bulunmalıdır. Ayrıca taşınmazı satın alan üçüncü kişinin de iyiniyetli olmaması gerekmektedir. Hukuken iyiniyetli olmak demek; taşınmazı satan alan kişinin, taşınmazı satan vekilin hakkını kötüye kullandığından haberi olmaması demektir. Görüldüğü üzere hukukta iyiniyet kavramına günlük dilde kullandığımız iyiniyet kavramından farklı bir anlam yüklenmektedir. Bir başka deyişle iyiniyet; durum ile ilgili bilgisi olmamak demektir.

***

Taşınmazın bu şekilde yani tayin ettiğiniz vekilin kötüniyeti nedeniyle üçüncü kişiler eline geçmesi halinde yapılması gerekli bir diğer işlem savcılığa suç duyurusunda bulunmaktır. Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğundan bahisle savcılığa bir şikayette bulunmak gereklidir. Güveni kötüye kullanma, muhafazası veya belirli bir şekilde kullanılması için kendisine zilyetliği devredilen malı devralan şahsın, zilyetliğin devri amacı dışında kendisinin veya başkasının yararına olarak malı kullanması veya zilyetliğin devri olgusunu inkar etmesidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Sinan Dural - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.