Çocuğunuzu çekingenlikten kurtarınız!

Çocuğunuzu çekingenlikten kurtarınız!

Mahcubiyet hayatta muvaffak olmamıza set çeken en mühim amillerden biridir. Binaenaleyh hu tehlikeli hissi pek küçük yaşlardan itibaren ortadan kaldırmaya çalışmak lazımdır. Bu vazife de gayet tabii olarak ana ve babaya düşer, size bu bakımdan faydalı olabilecek bazı tavsiyelerde bulunmak istiyoruz.

1- Mahcup çocuğu mümkün olduğu kadar yumuşak ve arkadaşça bir inzibat içinde yetiştirmek lazımdır. Sertlik ve dayak ondaki ürkekliği büsbütün arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Büyüklerin kızgınlıkları çocukların üzerinde son derece korkunç bir tesir yapar. Büyüklerin bunu daima göz önünde bulundurmaları şarttır. Bir çocuk bir harekette bulunurken hiç bir zaman bunun neticesini düşünmez. Bu sebepten dolayı da onu son derece ürkek ve çekinken bir hale sokacak olan tektir veya cezadan evvel yapılacak şey hareketinin kötülüğünü anlatmaktır.

2-Devamlı ikaz ve ihtarlarda çocuğu mahcup ve çekingen yapar. Bazı anneler, “Umacı geliyor!” veya “Uslu durmazsan seni polise veririm” gibi sözlerle çocuğu korkuturlar veyahut da “Pencereden sarkma; düşeceksin” veya “Ayağını ıslatma, hastalanacaksın” şeklindeki ikazlarıyla çocuğu adım atmaktan, kımıldanmaktan çekinir bir hale sokarlar. Halbuki makul hareket eden bir anne için takip edilecek yol çocuğu tehlikenin karşısında yaşına uygun bir şekilde tenvir ederek bu ikaz ve ihtarlara ihtiyaç hissettirecek halleri önlemektir.

3-Hiç bir şey söylememek veya ilgilenmemek de çocukta mahcubiyeti ve çekingenliği inkişaf ettirir. Bir çocuk için ailesi her şeyi, hattâ bütün dünyasıdır. Bunun neticesi olarak da sevildiğini ve istenildiğini bilmek ister. Bu his her çocukta mevcuttur ve her yaşta duyulur. Nefse itimadın en büyük amillerinden biri çocuğa sevilen ve istenilen bir varlık olduğunu hissettirmektir. Bilhassa çocuk adedi arttıkça bu his o nispette inkişaf eder. Büyük çocuğun küçük kardeşini kıskanması hep bu korkudan ileri gelmektedir Bu sebepten dolayı çocuklar arasında sevgi ve şefkat bakımından hiç bir tefril gözetmemek gerektir.

4-Bazı ana babalar çocuklarından onların iktidarı dışında şeyler isterler ve istedikleri tahakkuk etmediği zaman hayal kırıklığına uğramış gibi tavırlar takınırlar. Çocuk da onların bu hususta ne kadar saçma hareket

Ettiklerini takdir ve idrak edemediği için mahcup ve çekingen bir hal alır. Aşağılık duygusu daha o zamanlar yer etmeye başlar. Bir çocuğun kabiliyetlerini hiç bir zaman ondan daha büyük olanlarınkiyle mukayese etmek doğra değildir. Bazen yaşlarına göre çok zeki ve kabiliyetli çocuklar vardır. Ancak böyle bir çocuk yalnız bu meziyetlerinden dolayı sevildiğini anlayınca gene ümitsizliğe düşer. Zira bütün çocuklar hiç bir kayıt ve şarta tâbi olmaksızın sevilmek isterler.

5-Çocuğu muayyen bir terbiye çerçevesinde yetiştirmek icap eder. Mütemadiyen değişen terbiye usulleri çocuk üzerinde kötü tesir yaptıktan maada onu istikbale emniyetle bakamaz bir hale getirir.

6-Bir çocuğu çekingen olmaktan kurtarmak için ana ve babanın takip edeceği en iyi ve emin yol onu kendi yaşındaki çocuklarla münasebet peyda etmeye alıştırmaktır. Kendi yaşındakilere daha kolay uyan çocuk böylelikle cemiyet hayatının ilk adımlarını atmış olur. Cemiyet içinde ne yapacağını bilmeyen çocuk hiç bir şey yapamaz.

7-Mahcup bir çocuğun başka çocuklarla münasebet peyda etmesi ilk zamanlarda çok ağır olur. Hatta çocuğun diğerlerine karışmayıp sâdece kenardan onların oynamalarını seyredişi ana baba üzerinde evvela ümit kırıcı bir tesir bırakır. Fakat böyle bir ümitsizliğe kapılmak hiç de doğru olmaz. Zira çocuğun kenarda kalması asla onun hiç bir zaman oyunla ilgilenmeyeceği demek değildir. Mahcup çocukta da aynen hepimizde olduğu gibi diğer insanlara karışmak, dost ve ahbap edinmek arzusu mevcuttur. Onun diğerlerinden uzak durmasının sebebi kendisinden emin olmaması ve oyunda muvaffak olmamaktan korkmasıdır. Başaracağına kanaat getirince diğerlerine karışır. Fakat evvela birisine ve ancak muvaffak olduğunu gördükten sonra diğerlerine yanaşır.

8-Mahcup çocuğu bizzat teşebbüslerde bulunmak hususunda da teşvik etmek lazımdır. Mahcup bir çocuk her yaptığının kötü olduğuna kani bulunduğundan başı sıkışınca hemen annesine koşarak onun yardımını ister. Böyle durumda olan bir çocuğu arasıra teşvik etmek, yaptıklarını beğenmek suretiyle daha cesaretli ve emniyetli yapmak" mümkündür. Kendi nefsine olan itimadının artmasıyla çekingenliği yavaş yavaş kaybolur.

9-Çekingen çocukların cesaret ve serbestiye çok ihtiyaçları vardır. Ancak bu haller çocukta kendiliğinden inkişaf etmelidir. Bazı anneler ve babalar çocuklarına yardım ettiklerini sanarak onları karşılaştıkları bütün güçlüklerin karşısında sebat etmeye zorlarlar, hatta daha da ileri giderek çocuklarını muvaffak olamadıkları için cezalandırırlar. Fakat böyle hareket ederken büyük bir hata işlediklerinin farkında değildirler. Zira bu gibi hislerde çocuğa yavaş yavaş telkinlerde bulunarak bu hislerin onda kendiliğinden uyanmasını sağlamak lazımdır. Aksi halde zaten

korkak ve çekingen olan mahcup çocuk büsbütün kendi kabuğuna çekilerek bu huyundan bir türlü kurtulmak fırsat ve imkanını bulamayacaktır.

10-Kalabalık yerlerde unumun dikkatini çocuktan ziyade ona ait bir şeyin üstüne çekmek utangaç çocuklarda tatbik edilecek iyi bir usuldür. Mesela böyle bir çocuğa “Şarkı söyle” demek onu içinden çıkamayacağı bir girdaba sürüklemektir. Halbuki “Hayli yavrum bebeğini getir de misafirler görsün” demek diğerleriyle çocuğun dikkatini de başka bir şeye çekeceğinden yavrunun omuzlarındaki yükü adamakıllı hafifletir.

11-Mahcup çocuğa her zaman hislerini anlatmak fırsatını vermek lâzımdır. Korku ve başarısızlıklar mahcubiyetin başlıca sebepleridir. Ruhiyatçılara göre çocuğu mahcup ve çekingen yapan şey, açığa vurmaya cesaret edemediği korkulardır. Bunlara kendilerini kemiren korkunun ne olduğunu anlatmak fırsatını vermek elzemdir. Çocuklar zaman zaman ana babalarına yaklaşıp içlerini açmak, hislerini anlatmak arzusunu duyarlar. Bu anlardan faydalanarak kendilerine konuşmak fırsatını verdiğimiz takdirde bir çok anlaşmazlıkların önünü almış oluruz.

12-Bazı mahcubiyetler ise normal bir inkişafın tabii neticeleridir. Bu gibi halleri - diğer çekingenlik ve mahcubiyet şekilleriyle karıştırmamak şarttır. Gayet güler yüzlü ve neşeli bir çocuk bir yabancının karşısında son derece çekingen, hatta aksi bir hal alır. Bu hal, çocuğun büyüklerle kendi arasındaki farkı anlamasının tabii bir tezahürü olup onun zihnî tekâmülünü gösterir. Çocukta bu idrâk kudreti başlar-başlamaz, yumuşak ve sabırlı hareketlerle yabancıların onda uyandırdığı bu çekingenliği gidermek lazımdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.