Gelirin bölüşümündeki adalet

Gelirin bölüşümündeki adalet

Geçen hafta burada, asgari ücretten vergi dilimindeki artış nedeniyle yapılacak kesintinin ortaya çıkaracağı sakıncalı durumları ve gelir dağılımı için önemini vurgulamıştık. Her iki konu ile ilgili bir takım gelişmeler gecikmeden gerçekleşti.

Önce Sayın Başbakanımız asgari ücretten vergi dilimindeki artıştan dolayı kesilecek olan kısmın Maliye Bakanlığı’nca telafi edileceğini, herhangi bir kesintinin gerçekleşmeyeceğini hafta içi müjdeledi. Bu çok güzel bir gelişme. Biz de zaten önceki yazımızı; kişi başına milli gelirin de düştüğü böylesi bir zamanda, asgari ücretlinin değil gelirinde kesinti yapılmasını, dolar bazındaki düşüşü telafi etmeye yönelik önlemlerin bile alınmasının gerekliliğinden bahsederek tamamlamıştık.

Diğer gelişme ise TÜİK tarafından Türkiye’deki gelir dağılımına ilişkin verilerin açıklanması ile ortaya çıktı ki, bu maalesef pek iç açıcı bir gelişme değil. Yapılan açıklamaya göre toplumdaki en yüksek gelire sahip grubun, toplam gelirden almış olduğu pay %46,5’e ulaşırken, en düşük gelirli grubun toplam gelirden almış olduğu pay ise, %6,1’e gerilemiş. Şimdi gelelim bunun mealine. Bu istatistik, Türkiye nüfusunun en zengin %20’lik kısmının, Türkiye’de oluşturulan toplam gelirin neredeyse yarısına yakınını aldığını anlatmaktadır. Öte yandan en fakir kısmı oluşturan %20’lik grubun ise, oluşturulan gelirin ancak % 6’sı ile yetinmek zorunda olduğunu belirtmektedir. Kesin bir hesapla zengin grup, fakir gruba göre oluşturulan toplam gelirden 7,6 kat daha fazla pay almaktadır.

Bu arada TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, sürekli yoksulluk oranı da % 15,8’e ulaşmış. Bu son dört yıldır yoksulluğu tescillenenlerin oranını gösteren bir istatistik. Bunun yanı sıra; nüfusun, % 68,5’i yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını ekonomik nedenlerle karşılayamadığını, % 67,9’u konut alımı ve konut masrafları dışında taksit ödemeleri veya borçları olduğunu ve % 23,2'si konut masraflarının hanelerine çok yük getirdiğini beyan ediyor.

Tüm bu açıklamalar Türkiye’de gelirin bölüşümü konusundaki problemlerin ağırlaşarak devam ettiğini gösteriyor. Gelir bölüşümündeki eşitsizlik, toplumda sosyal uyumu bozmanın yanı sıra uzun dönemde ekonomik büyümeye de zarar verir. Gelir eşitsizliğinin yarattığı sorunlar modern toplumlar dâhil tüm dünya için çok önemlidir. Psikolojik bozukluklar, yeni doğan ölümleri, uyuşturucu bağımlılığı gibi toplumsal sorunların gelir bölüşümündeki eşitsizlikle paralel hareket ettiği savunulmaktadır.

Eşitsizliğin ekonomik ve sosyal politikalar, etnik farklılık, toprak dağılımı ve coğrafi konum gibi birçok nedeni bulunmakla beraber finans sisteminin de gelir eşitsizliği üzerinde önemli bir rolü olduğu vurgulanmaktadır.

Bu aşamada yapılması gereken, özellikle devlet politikalarının daha iyi planlanması ve üretim ekonomisine yönelerek daha fazla istihdam oluşturulmasının önünün açılmasıdır. Günümüzde finans ağırlıklı büyümeye ağırlık verilmektedir. Bu şekildeki büyüme seçeneği, devletin üzerindeki bazı yükleri almakla birlikte istihdam oluşumunu yeterince teşvik etmemektedir. Bir örnek verecek olursak. Günümüzde yol, köprü yapımı, konut yapımı gibi projelere öncelik verilmektedir. Bu tür projeler ilk yapıldıkları anlarda istihdama geçici katkı sağlarlar, üretim yapan fabrikalar gibi sürekli istihdamı koruyan bir yapıları yoktur. Ayrıca bu tür projeler varlıklarını devam ettirebilmek için sürekli üretmek durumunda olmalarına rağmen, daha sınırlı bir doyma noktaları bulunmaktadır. Düşünsenize sürekli yapılan inşaatı, ihtiyaç ve bir noktaya kadar yatırım amacı dışında kim satın alacak. Ayrıca bunlar yapılırken finans kesiminden yüklüce kredi kullanılmaktadır. Bu krediler ödenirken doğal olarak faiziyle birlikte ödendiğinden, finans kesiminin daha fazla büyümesine aracılık edilmiş olunmaktadır. Yani temelde finans kesimi daha fazla kazanmış olmakta, para parayı çekmektedir. Kısacası iş oluşturan üretken yatırımlara sınırlı destek verilirken, finans kesimi desteklenmiş olmakta bu da gelir oluşturulmasını ve gelir bölüşümünü olumsuz etkileyebilmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Çak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.