Acı gerçekler

Geçenlerde dost sohbetinde tanık oldum bir tartışmaya. Komşu ablam hararetli hararetli anlatıyor. Kızsammıııı, gülsemmiiii bilemedim. Bence abla haklı. İşte dertli dertli yapılan o muhabbet;

Adam 5 yıl önce yeni ev almış. Eşi mutfağı beğenmiyor, banyoyu beğenmiyor, Yeniden yaptırıyor 60, 70 bin uçtu.

Eşyalar 5 yılda yenileniyor. Halılar, perdelerin modası geçmiş.

Her gün İnternetten alışveriş yapılıyor. Hazır yemek siparişleri havada uçuyor.

Çoluk- çocuk telefonun en yenisi alınıyor. Şu elmalı olanından.

Yazın mutlaka tatile gitmek gerek. Para yoksa kredi çekiliyor. Çocuklara alınan gerekli gereksizleri saymıyorum bile. Evet komşu ablam bunları anlatıyor. Kesinlikle haklı. O da bir komşusunu tarif ediyor ama bence birçoğumuz böyleyiz. İsraf zirvede. Lafa gelince yokluk var.

Şöyle bir aklıma geliyor da ben okula giderken babamın aldığı silgi veya kalemtraş okul bitene kadar giderdi. Çocuklar silgileri delip boynuna asardı kaybolmasın diye. Kalem 3 santim olana kadar kullanılırdı. Okul çantası genelde zenginlerde olurdu.

Biz ya kumaştan dikme çanta yada naylon poşete koyardık. O kadar çok örnek sayarım ki inanamazsınız. Bugün okula giden çocuklara bakın kim zengin çocuğu kim fakir çocuğu ayıramazsınız.

Hele lise üniversite çocuklarına bakın, dersiniz ki hepsi yalıda oturuyor yalan mı? Okul eşyalarının haddi hesabı yok. Onlarca kalem, silgi, çeşit çeşit boya yarısı kullanılmaz seneye çöpe gider. İsraf mı al sana dağ gibi israf.

Durun hızımı alamadım. komşu ablanın sözleriyle başlayan yazıma büyüklerle devam edeyim.

Hele o küçücük bebeklere yapılan partiler yok mu? Deli oluyorum. Sanki o bebek ondan anlıyor. Zengin fakir herkes cinsiyet partileri yapıyor. Dört bir yanımız şatafatlı doğum günü partileriyle dolu.

Düğünler artık milyonluk. Sanki herkes kral oğlu ya da kızı gibi. Bir buzdolabı alıyor 70 bin TL. Yuh. Geçen yaz bizim bir akraba düğün arabası kiraladı 120 bin TL. Evet doğru okudunuz tam 120 bin TL. Üstü açık olacakmış, Sakarya'da görülmemiş olacakmış. Çok iyi tanırım kendisini. Ayranı yok içmeye...

Evet bunlar bizim acı gerçeklerimiz. Kendimize bir türlü söyleyemiyoruz. sürekli açız, geçinemiyoruz diyoruz ama hiç bir lüksten geri kalmıyoruz. Sonra söyleyince de eğlenmeyelim mı deyiveriyor.

Eğlen canım eğlen. Anan babanda boğazda düğün yaptı zaten. Hele evlenecek kızların aç gözlülüğü yok mu? Ev istiyor, araba istiyor, son moda eşyalar, altınlar olmazsa olmaz. Kollar dolacak. Bahane de belli; bir kere oluyor.

Çok kızıyorum çok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ayfer Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.