Geçiş Dönemi!…

Yazımın konu başlığına geçmeden önce özellikle uzaya giden ilk astronotumuzla ilgili görüşlerimi paylaşmak isterim…

Türkiye’nin Alper Gezeravcı ile çıktığı bu uzay macerası önemli bir adımdır. Belki sonuçlarını görmek zaman alacak ama uzun vadede büyük faydaları olacağını düşünüyorum…

Uzun yıllar bir kaç nesil Türk gençliği öğretilmiş çaresizlik ile büyütüldü. Türk’ün asırlardır kabileyeti ve yeterlilikleri unutturulmaya çalışıldı bu memlekette…

Türkiye ile teknolojiyi birbirine bağlayacak derecede hayal kurabileceğimiz bir ortam bile yoktu.

Tabii ki hâlâ çok eksiğimiz var. Teknolojik gelişimde gerçek potansiyelimize yaklaşamadık. Gelişmiş ülkelerle aramızda ciddi bir mesafe var.

Ama, son 15-20 yılda kayda değer ilerlemeler kaydettiğimiz de göz ardı edilemez. Savunma teknolojilerinden elektrikli araçlara, oyun ve animasyon teknolojilerinden yenilenebilir enerjiye kadar belli alanlarda güzel işler yapılıyor.

Her zaman olduğu gibi, maalesef bir kesim, bu tarihi olayı da önemsizleştirmeye çalıştı, itibarsızlaştırmaya çalışanlar oldu.

Kim ne derse desin bu uzay çalışması önemli bir adımdır. Güzel sonuçlarını hemen görmeyeceğiz. Ama keşfedilmeyi bekleyen bir uzay ekonomisi var ve çok büyük potansiyeller barındırırken, en küçük bir girişimin ve gözlemin dahi uzun vadeli büyük faydaları olacaktır.

Bu girişimden esas faydalanacaklar; çocuklar ve gençler. Asıl hedefin de çocuklarımıza ve gençlerimize hayal kurabilecekleri veriler sunabilmek ve onların hayallerini Türkiye'de gerçekleştirebilmeleri için uygun ortamı ve fırsatları sağlamak olduğunu düşünüyorum. 2018’den beri gençler üzerinde olumlu iz bırakan Teknofest gibi Uzay çalışmalarımız da Türkiye’de milli teknolojinin geliştirilmesi konusunda çok kritik bir rol oynayacaktır.

*********

2020'li yıllar tüm dünya için özellikle ekonomik anlamda zor geçiyor.

Dünya, 2020'li yıllara koronavirüs salgını ile başladı. Salgının, küresel ekonomiye uzun vadeli maliyetinin en az 12.5 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Salgının hemen ardından Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdi. Bu iki büyük etki, küresel enflasyonun çift haneli rakamlara sıçramasına neden oldu.

Devamında da faiz oranları son 30 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. Tüm bu olumsuz gelişmeler, küresel ekonomiyi yıprattı.

Ekonomik sorunların baş ağrıtmadığı, can sıkmadığı tek bir ülke bile yok.

Jeopolitik olayların küresel ekonomiyi etkilediği zirve yaptığı bir dönemdeyiz…

Dünya gündemindeki ağırlığı azalsa da İsrail'in Gazze'deki soykırımı da sürüyor maalesef.

İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarına karşı tepki olarak Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'den geçen yük gemilerine yaptıkları saldırılar, küresel ticareti tehdit ediyor.

Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı, küresel taşımacılığın en kritik rotalarından biri. Bu rota; Asya, Orta Doğu ve Avrupa ekonomilerini birbirine bağlıyor.

Küresel ölçekte konteyner trafiğinin yüzde 30'u burada. Küresel ticaretin ise yüzde 12'si bu güzergâhtan taşınıyor.

Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'ndan düzenli olarak geçiş yapan konteyner gemilerinin yarısı, saldırı tehditlinden dolayı rotalarını değiştirmiş durumdalar.

Alternatif güzergâhlar, taşımacılık sürelerini yüzde 25 oranında artırıyor. Dünya Konteyner Endeksi'ne göre, ortalama spot navlun fiyatları son bir ayda 1.67dolardan 3.78 dolara yükseldi.

Taşımacılık maliyetleri arttıkça ve teslimat süreleri uzadıkça küresel tedarik zincirleri olağan hızında çalışamıyor. Ara malı ve enerji tedarikinde yaşanan sıkıntılar, sanayi üretimini yavaşlatıyor ve enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor.

Tüm bunlar, küresel ekonominin bu kadar hassas bir sürecinde yaşanıyor.

Sanayi üretimi, dünya genelinde 2023'ün ikinci yarısından beri zayıf bir seyir izliyor.

Dünya şu anda bir geçiş döneminde ve tedirgin edici dönemde…

Bu yolda kararlı ve sabırlı tutum sergileyen ülkeler, rekabet mücadelesi için daha avantajlı duruma geçebilirler…

Bir tarafta yapay zeka ve otonom robot gibi akıllı otomasyon teknolojileri önderliğinde yükselen bir teknolojik dalga var. Diğer tarafta da dünya, iklim değişikliğini yavaşlatmak için yeşil dönüşümü gerçekleştirmeye çalışıyor.

Ekonomilerin bir anda böylesi geniş kapsamlı dönüşümlere uyum sağlaması kolay değil. Bu dönüşümler, uzun vadede küresel ekonomiye katkı sağlayabilecek fırsatlar barındırıyor ama çok fazla belirsizlik ve maliyetin olduğu da bir gerçek.

Bu geçiş dönemi, önümüzdeki birkaç yıl daha devam edecek.

Ülkelerin 2024 ve 2025 yıllarını makroekonomik istikrarı tesis etme, jeopolitik risklere karşı ekonominin direncini artırma ve teknolojik kapasite geliştirmeye ayırmaları, daha etkin bir strateji olacaktır.

Bu yolda kararlı ve sabırlı tutum sergileyen ülkeler, 2020'li yılların ikinci yarısında küresel rekabet mücadelesi için daha avantajlı duruma geçebilirler.

Dünya Bankası'nın açıkladığı yılın ilk görünüm raporunda, küresel ekonominin bu yıl yüzde 2.4 oranında büyüyeceği öngörülüyor. Türkiye ekonomisine yönelik büyüme beklentisi ise yüzde 3.1 seviyesinde.

İyi haftalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Kaba - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karasu'da Belediye Başkanı Kim Olsun?
Tüm anketler