İhracat ve dönüşüm!..

Ülkeye döviz getirme ihtiyacı o kadar önemli ki; en az enflasyonu düşürmek ya da sürdürülebilir bir büyüme yakalamak kadar önemsenmelidir.

Yabancı girişi olarak tanımlanan portföy ve doğrudan yatırımların da önemi var tabii ama benim üzerinde durmak istediğim; ihracat yapmak, döviz getirmek…

Yabancı yatırım; küresel ve konjonktürel pek çok riski de bünyesinde barındırdığından, katma değerli bir ihracat artışının sürekli hale gelmesinin ülke ekonomisi açısından çok daha sürdürülebilir ve kontrol edilebilir olduğunu düşünüyorum.

Kısaca bir analiz yapmak gerekirse;

2023 yılında 256 milyar dolar civarında genel ihracat gerçekleşti.

Bir önceki yıla göre yüzde 0.6 artış kaydedildi. Bu tutar Cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayıtlara geçti.

TİM’in hazırlamış olduğu rakamlara baktığımızda 2022’de yüzde 11 olan payını 2023’te yüzde 15,8’e çıkaran otomotiv endüstrisinin 35 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldığını gördük.

Sanayi ürünleri ihracatında ikinci en yüksek paya ise yıllık bazda yüzde 9,2’lik düşüş yaşasa da yüzde 8,7 ile hazır giyim ve konfeksiyon sahip oldu.

Hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında yaşanan erimenin nedeni; sektör genelinin emek yoğun ve düşük teknolojili üretim yapması ve buna bağlı olarak enflasyon kaynaklı girdi maliyetinin fiyat rekabeti açısından engel teşkil etmesi  olarak özetlenebilir. 

Çünkü sektör özelinde rekabet ettiğimiz ülkeler ne yazık ki; bir Almanya, Fransa ya da İtalya değil, Vietnam, Tayvan, Pakistan gibi düşük asgari ücretin hakim olduğu ülkeler… 

Halbuki; markalaşmada hızlı yol alabilseydik belki bugün hala asgari maaşın ya da kurların seviyesinden konuşmuyor olacaktık…

Özellikle vurgulamakta fayda olarak görüyorum: 

Bu yıl içinde ve sonrasında AB ve Almanya’daki ekonomik durgunluk ihracat pazarımıza doğrudan yansıyacaktır.

Çok daha kalıcı olanıysa yeşil dönüşümü başlatan AB’nin elektrikli araç pazarına hızlı bir biçimde geçişi yine ihracatımızı ciddi oranda etkileyecektir. 

Bir ülke ya da bölgeye odaklanmak ile bir firmanın tüm satışlarını bir ya da iki müşteriye yapması arasında bir fark yoktur. 

Dolayısıyla şirketler de riski dağıtmak üzere stratejiler belirleyip ihracat pazarları özelinde bu konu daha da ciddi ele alınmalıdır.

Örneğin; otomotiv endüstrisinde acil bir dijital dönüşüm ve yeni pazarlar bulmaya ihtiyacımız var. Açıkçası; tekstil sektörünün düştüğü noktaya gelmemek için markalaşmaya ihtiyaç var.

Markalaşma derken illa araba, otomobil markası demek değil tabii ki; otomativ yan sanayi olabilir, yedek parça olabilir, mesela özellikle günümüzde elektrikli arabalarda en önemli materyal olan batarya ve çip alanında da markalaşabiliriz…

Çin, lityum yerine çok daha düşük maliyetli ve çok daha kolay bulunabilir sodyumla batarya üretti mesela ve bununla önemli bir çığır açtı. Şu anda Çin’de irili ufaklı elektrikli araba üreten 100’e yakın marka var…

Bu ve bunun gibi alanlarda yapılacak etkin atılımlar, otomotiv endüstrimizi önümüzdeki yıllarda savunma sanayimiz gibi popüler hale getirebilecektir.

Çip konusu ise sadece elektrikli arabalarda değil, aynı zamanda pek çok elektronik üründeki yaygın kullanımıyla dünyada ABD’nin Çin’e açtığı teknoloji savaşında da baş öneme sahip. 

ABD’de 2022 ikinci yarısında devreye alınan çip yasası, üretimde stratejik alanlarda millileşme adımlarının önemli bir parçasıdır.

Geçen aylarda yaşanan Çin-Tayvan krizinin en önemli nedenlerinden biridir Çip üretimi… Milli ve bilgi içeren bir üretim yapısı var çünkü…

Bu arada da önemli bir bilgi vereyim; Prof.Dr.Necmettin Erbakan öncülüğünde 1976 yılında 100 milyon TL sermayeli Türkiye Elektronik Sanayi Ticaret A.Ş. - TESTAŞ - kurulmuş, ilk fabrika temeli atılmış. Ayrıca Ankara’da çip-transistor fabrikası, Aydın’da da Transistör paketleme fabrikaları kurulmuş. Fakat ne yazık ki üretime hiçbir zaman geçilememiş…

Bugün dünyada çip üretiminin yarıdan fazlasını gerçekleştiren, Tayvan firması TSMC‘nin temelinin 1987’de atıldığı bilgisi de size sanırım neler kaçırdığımızı, ne fırsatlar gittiğini daha kolay anlatır…

Bu nedenle; vurgulamak isterim ki; artık fırsatlar kaçmasın!… 

İhracatı artırma umudumuz tıpkı savunma sanayiinde olduğu gibi ancak bilinçli ve koordineli bir dönüşümle desteklendiğinde kalıcı ve devamlı bir başarıya ulaşabilir…

İyi haftalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Kaba - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.