Beyin göçünden sonra usta göçü

Beyin göçü gelişmekte olan ülkelerin kangren sorunu. Şöyle ki, coğrafya ve çeşitli faktörle göre farklılık göstermekle beraber toplumun her yüz kişiden 1-2 kişisi üstün zekâlı. Üstün zekâlı, dahi düzeyindeler. Aşağıya doğru indikçe zekâ seviyesi azalıyor.

***

Dahi, üstün, orta, alt zekâ diye gruplandırabiliriz. Toplumun dinamiğini, gelişmesinin önünü açan dahi, üstün zekâlı kişiler diyebiliriz. Laboratuvarlarda ömürlerini geçirip; bıkmadan usanmadan deneyle, araştırmalar, icatlar geliştiren bu kişiler.

***

Tıp, mühendislik, genetik, mühendislik, elektronik, bilgisayar, yazılım vb. benzeri alanlarda yeni keşifler, yöntemler icat ederek mensubu oldukları ülkelerin gelişmesine, kalkınmasına büyük katkılar sağlarlar.

***

Dünyanın neresinde olursa olsun dahi, üstün zekâlı tipleri başta ABD, İngiltere, Almanya, Kanada, Avustralya… Süngerin suyu çektiği gibi çeker ülkelerine götürür. Onlara daha iyi maddi, çalışma imanları verir; özgür çalışma ortamı hazırlar. Bu cazibe gelişmekte olan ülkelerdeki üst seviyedeki beyinleri alır götürür. Buna beyin göçü diyoruz. Başta bizim olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin kanayan yarası.

***

Ülkemizde üst seviyede eğitim veren ODTÜ, Hacettepe, İTÜ, Boğaziçi gibi üniversitelerden mezun olanları çevremizde göremiyoruz. Mezun olduktan, mezun aşamasında ilk fırsatta yurt dışına gidiyorlar. O kadar ki beyin göçü kaliteli liselere kadar inmiş durumda. Bu göçü durdurmadığımız; gidenleri geri getirecek ortamı sağlamadığımız sürece işimiz çok zor. Rahmetli Çetin Altan’ın dediği gibi, “Orta zekâlılar cennetinden” ileriye gidemeyeceğiz. Üretilen teknoloji kullanan, bozulduğunda tamir eden insan topluluğu düzeyinde kalacağız.

***

Şimdi başka bir tehlikeyle daha karşı karşıyayız. O tehlike de nitelikli işgücü yani usta göçü… Başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinde ciddi istihdam, nitelikli işgücü açığa çıkmış durumda. Bu açığı kapatamadıkları gibi, günden güne de makas açılmakta. Aslında bu durum Türkiye’de de ciddi boyuta ulaşmış durumda. “Ne iş olursa yaparım” anlayışı artık geçerli değil. Üretimde kaba işçilik, kol, kas gücü yerine makineleşmiş endüstri dönemi yaşıyoruz. Hatta yarı robotik makineler büyük işletmelerin yanında, orta ve küçük işletmeler kadar indi. Böyle olunca nitelikli işgücü ihtiyacı artmaya başladı. Biryandan da iş güvenliği yasalarının sertleşmesiyle beraber belgesi, niteliksiz kişilerin üretim hatlarında çalıştırılması imkânsız hale geldi.

***

Belki Almanya, AB ülkeleri kadar olmasa da sanayimiz nitelikli elemen ihtiyacı karşılayamaz hale geldi. Makine imalatçısı, cnc operatörü, kaynakçı, makine bakımcısı vb. gibi her meslekte nitelikli işgücü ihtiyacı ciddi boyutlara ulaştı. Birçok ile gidiyorum; İstanbul, Kocaeli, Bursa, Sakarya, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Konya, Gaziantep organize sanayi bölgelerinde görmek mümkün.

***

Arabanız, evinizde beyaz eşyalarınız bozulsun; su, elektrik tesisatınızda arıza oluşsun; fayans, boya-badana, inşaat, mobilya tamir bakımı için ustaya ihtiyacınız olsun kolay kolay bulamadığımız hepimiz yaşıyoruz. Servis elemanı evinize defalarca arandıktan sonra geldiğinde kendisi bile yetişmiş eleman bulamadıklarından şikâyetçi olacaktır.

***

Hal böyleyken Almanya yılbaşından itibaren yeni bir uygulamaya başlıyor. Sert olan göçmen kabul kurallarını esnekleştirerek başka ülkelerden nitelikli, yetişmiş sanatkârları; mühendis, tekniker, teknisyen, usta, kalfa seviyesindeki elemanlar ülkesine almayı planlıyor. Bu konuda öncelikli hedef ülkelerin başında Türkiye’de var.

***

Açıklamalarına göre halen aradıkları özelliklerde halen, acil 630 bin elemana ihtiyaçları olduğu. 2035’e kadar kademeli, planlı olarak 7 milyon nitelikli işgücü toplamayı hedefliyorlar. Göçmenlere iş arayanlar vizesi verip, bir yıl boyunca uygun işe yerleştirme fırsatı, ortamı sağlanacak ve daha sonra Mavi Kart vererek sürekli hale getirecek. Kalfalık, ustalık belgesi, meslek lisesi, meslek yüksekokulu, mühendislik fakültelerinden mezun olup, belirli iş tecrübesi olanlara öncelik tanınarak, puanlanacağı ifade ediliyor.

***

Bu durum Almanya için çok iyi sonuçlar vereceği açık olmasına rağmen başta Türkiye, ülkemiz için büyük tehlike oluşturacaktır. Zaten nitelikli işgücü fakiri olan ülkemizden olanları da başkalarına kaptırıp; niteliksiz işgücüyle, verimsiz, üretimsiz bir ülke haline geleceğiz. Bu konuda üst seviyede tedbir almalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyfi Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.