İyi insan olmak…

Hafta sonu yürümesindeyim. Güneçler, Köprübaşı’nda dış mekân mobilyaları yapan eski öğrencimin işyerine gittim. Adli bir konudan dolayı geçmiş olsun demek hem de oğlunun eğitimiyle ilgili bir konuyu danışmıştı yüz, yüze anlatmak istedim.

***

Öğretmenliğin güzel taraflarından birisi günün her anında karşınıza eski bir öğrenciniz çıkar. Hal, hatır sorar. Hele de başarışı olup, emeği ile geçimini sağladığını; evini, ocağını kurmuşsa daha büyük mutluluk verir. Onlardan birisi. İşyeri gayet güzel. Üç nesil bir arada. Büyük baba ocağın başında oğluna, torunlarına ulu ağacın gölgesi gibi sarıp, sarmalamış. Baba hayatın inişleriyle, çıkışlarıyla yaşadıklarından tecrübe edinmiş, üstüne koyarak bugünlere gelmiş. Çocuklarını da kendisi gibi yetiştirip, üreterek kendilerine, ailelerine, topluma katkıda bulunarak yaşayıp gidiyorlar. Gurur verici… Laf, lafı açarken okulda öğrencilerimizi daha iyi yetişmeleri için almaya çalıştığımız makine kampanyasından söz ettim. Hiç itiraz etmeden, “Hocam ne demek. Üstümüze ne düşerse yapalım” dedi. Hesap numarasına havale yaptı. İşte iyi insan olmak…

***

Toluma iyi bir insan kazandırmada küçük de olsa katkımız olduğunu düşünerek; onurunu içimde hissederek kaldırımda yürüyorum. Şehir merkezine az kaldı. Bir şeyler atıştırayım diye küçük bir köfteci dükkânından içeri girdim. Garson buyur etti. “Hocam hoş geldiniz” diyerek masa gösterdi. Bir yandan siparişimi alırken biryandan da, “Hocam yazılarınızı takip ediyorum. Sizi takdir ediyorum. Yazdıklarınız oldukça naif, tolumun gündelik sorunlarına değiniyorsunuz” dedi. Siparişim geldi. Bir yandan yemeğimi atıştırırken yaşça benden büyük olan garson abimiz Adapazarı’nın eski gazete köşe yazarlarından, belediye başkanlarından, esnaflarından özlemle söz etti. Saygıyla andı.

***

Bir yandan başka müşterilere servis yaparken dükkânın sahiplerinden yirmi beş yaşlarında delikanlıyı bana tanıştırmak istedi. Gen saygıyla, oldukça kibar bir tavırla geldi. Garson, “Bak hocamı tanı. Kendisi eğitimcidir. Aynı zamanda Yenigün Gazetesi’nde yazı yazar” dedi. Genç oldukça tok bir sesle. “Tanımam mı abi? Hocam benim öğretmenimdi. Okulumuzu müdürüydü” dedi. Ben de genci tanıdım, hatırladım. Sohbetin devamında, “Hocam söylediklerinizi hiç unutmuyorum. Hep kulağımda yankılanıyor. Söylediklerinizi kendime hayat felsefesi edindi. Çok da mutlu oldum” dedi. Ben de çok merak ettim. “Ne demiştim. Hatırlatabilir misin?” dedi. “Hocam, pazartesi günleri, bayrak töreninden önce eliminizde küçük defteriniz vardı. İstiklal Marşı öncesinde o deftere aldığınız notlara bakara bizlere ikazda bulunurdunuz. Derdiniz ki, gençler matematik, fizik, kimya, biyoloji öğrenemeyebilirsiniz. Bunlar özel ilgi, gayret, yetenek ister. Çalışmak ister. Ancak herkes iyi insan olabilir. Bunun için dershaneye gitmenize herek yok. Hayatın içinden, öğretmenlerinizden, annenizden, babanızdan, abilerinizden, çevrenizdeki iyi insanlardan örnekler alarak iyi insan olmayı başarabilirsiniz” derdiniz. “İyi insan kendisine faydalı işler yapar. Yalan söylemez, görevini aksatmaz, başkalarına saygılı davranır. Kötü alışkanlıklardan uzak durur. Gelecekte kendisine, ailesine, toplumuna; vatanına, milletine, ülkesine faydalı birey olur” derdiniz. “Hocam bunları hiç unutmuyorum” dedi. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye devam etmedim. Ailece bu dükkânı açtık. Çok şükür kimseye muhtaç olmadan, evimizi, ocağımızı geçindiriyoruz” dedi.

***

Bir öğretmen, bir insan için bundan daha büyük mutluluk, gurur olabilir mi? Yemeğimi bitirdim. Gururla, içimde yaşadığım coşkuyla selamlayıp yoluma devam ettim. Yürürken gözümden damlayan tanelere engel olamadım.

***

Evet, insan olmak… İnsan olmak hem çok kolay, hem çok zor. Hele İzmir’de gecenin ayazında üşümesin diye aldığı yolcu tarafından öldürülen; üstelik vurduktan sonra da vurduğu taksi şoförünün yanağına vurarak, “Bazı kişilere güvenmeyeceksin” diyen katilden sonra insan olmak daha da zor. Daha da önemli…

***

Eğitim sitemimiz sorunlarla dolu. Küçük yaşta başlayan sınav maratonu çocuklarımızı, gençlerimizi sosyal hayattan uzaklaştırıyor. Çocuklarımız test çözmekten; okul, dershane kıskacında koşuşturmaktan insani değerleri unutuyor, öğrenemiyor, davranış haline getiremiyor. Veya bizler onlara bu değerleri kazandırmayı ihmal ediyoruz. Çocuklarımızı sadece sınav başarısıyla takdir ediyoruz.

***

İyi insan olmak… Kendisine, ailesine, toplumuna; vatanına, milletine faydalı birey olmak demek. Ailede, okulda, toplumda çocuklarımızı, gençlerimizi hayata hazırlarken iyi insan olmayı ihmal etmeyelim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyfi Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.