Öç almak!

Bazen insanın içi soğumaz,

Kendi kendine geveze olur da söyleyemediklerini biriktirir.

Biriktirirken de öcünü almak için bazen fırsat bekler bazen fırsat bile beklemez.

İntikam soğuk yenen aştır der eskiler,

Ama öfkemiz ve hıncımız bizi çoğu zaman yemeğin soğumasını beklememize izin vermez.

Ben burada kimseye, kendime bile öç almayın, intikama odaklanmayı diyemem,

Herkes yaptığının bedelini ödemeli!

Ama yaşamınızı öç ve intikam üzerine kurgulamak, yaşamımız sürecince önceliklerinizin bunlar olması yaşam kalitemizi, huzur kalitemizi düşürür diyorum sadece.

Unutun da demiyorum!

Kurt, çakal sürüsünün pususuna düşürdüğünde, nasıl kurtulacağından çok yaşadıklarının bedelini nasıl ödeteceğinin planını yaparmış.

Ama öcünü alıncaya dek yaşamına ara vermez ve normal yaşamına da devam edermiş, çünkü sadece intikama odaklansa vahşi ve tehlikeler ile dolu olan ortamda yaşamının çok uzun olmayacağını bilir bu yüzden de uygun zamanı beklermiş öcünü almak için.

Zamanlama yapacağınız her işin en kritik noktası!

Zamanlamasını yanlış yaptığınızda işi ne kadar iyi yaptığınızın bir anlamı yoktur çoğu zaman,

Yanlıştır nokta.

Bir marangoz dükkanına bir yılan girmiş. Güçlü ve kendine güvenen bir yılan. Kimseye eyvallahı yok! Testerenin yanından geçerken bir çizik almış, çok sinirlenmiş! Öcümü almalıyım herkes yaptığının bedelini ödemeli, bu testere kim oluyor da bana zarar vermeye çalışıyor diyerek söylenmiş.

Ama testereden tık yok! Daha çok sinirlenmiş, yine onu adamdan sayan yok, saldırmış testereye! Yılan testerenin etrafına dolanmış, testere hala hareketsiz duruyor, kendisine saldırmıyor ama sağı solu çizik içinde, acı içindeki yılan daha çok sinirlenmiş ve sıkmış testereyi, boğup bitirecek testerenin işini ve yaptıklarının bedelini ödetecek!

Ama işler hiç yılanın planladığı gibi olmamış tahmin edeceğiniz gibi! Bildiğiniz intihar etmiş yılan, öç alacağım derken yaşamını yitirmiş, bedel ödeteceğim derken bedeli hayatıyla ödemiş!

Bundan da çıkaracağımız dersler olmalı bence.

Gereksiz, fazla alınganlık nedeniyle de kendimize haksızlık yapıldığını düşünüp öfkelenebiliyoruz, intikam peşine düşebiliyoruz.

Olanda bir hayır olmayanda bin hayır var demiş atalarımız, olmayanlar, bizim için bir şeylerin olmaması için çaba sağlayanlar bize kötülük mü yapıyor her zaman? ne amaçladıklarından bağımsız bilmeden önümüzdeki taşları temizliyor olabilirler mi? bizim hiç düşünmediğimiz, aklımızdan geçmeyen iyi bir şeyin yolunu aydınlatıyor olabilirler mi?

Olabilirler bence!

O yüzden olan biteni izlemek, görünen dışında zamanla oluşacak etkilerini de beklemek lazım bence.

Kızgınlıklarınız, üzüntüleriniz içinde öç ve intikam planı yaparak, kaderimize söylenmek yerine, şimdi şu anda bu yaşanılanlardan nasıl kurtarırız? çözümümüz nedir? bu duruma bir daha nasıl düşmeyiz? onunla meşgul olmalıyız.

İnanın bu düşünce tarzı bize en zor anda bile çalışma ve sorun çözme enerjisi kazandıracaktır.

Zaman o anın iyiliğine ve kötülüğüne karar verecek, varsa alınacak bir intikamımız onu da size altın tabakta sunacaktır emin olun.

Bu bize ne mi kazandırır çok şey değil belki ama her şeye karşılık gelebilecek huzuru kazandırır.

Ne diyoruz işin aslı huzuru bulup mutlu yaşayabilmekte, formülü zorlaştırmaya gerek yok işin aslını aramak, kendi aslını bulmak yeterli.

Yirmi dokuz martta yazıldı, otuz matta birlikte okunacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A.İlhan Düzgün - Mesaj Gönder

# altın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.