Şimdi iş zamanı... (2)

Yerel seçimler sonuçlandı. Seçilenler görevine başladı. Şimdi iş zamanı… Sakarya’nın iki temel sorunlarından birisi olan şehir içi ulaşım, toplu taşıma konusunu geçen hafta irdelemeye çalıştım. Bu hafta ikinci temel sorunumuz olan kentsel dönüşüm konusunu değerlendirmek istiyorum.

***

Kentsel dönüşüm Sakarya için bir estetik, mimari sorunundan öte bir yaşama, hayatta kalma sorunu desek daha doğru olacak. 17 Ağustos 1999 Depremi’nde kaybettiğimiz canlarımı hatırladığımızda kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu herhalde söylememe gerek yok. Zaman daralıyor. Birinci derecede deprem bölgesindeyiz ve bu bölgede otuz yılda bir büyük deprem oluyor. İşin şakası, geriye atılması, üzerinde siyasi polemik yapmaya vaktimiz yok. Biran önce başlanmalı ve sonuca gidilmeli.

***

Depremde hasar almış, uyduruk güçlendirmelerle ayakta duran, çatlakları yalıtımlarla, boyalarla kapatılan yüzlerce, binlerce binada inşalar yaşıyor. Ortalama ölçekli bir deprem olsa yine birçok canımız gidecek. Biran önce bu işe el atıp kentsel dönüşüme başlanmalı.

***

Kentsel dönüşüme deyince vatandaş, “yerimden, yurdumdan olacağım; evim ocağım ranta kurban gidecek. Birileri evime, ocağıma el koyacak, para kazanacak. Ben nerede kalacağım?” endişesi var. Vatandaş kentsel dönüşüm deyince bunu anlıyor. İkinci önemli faktör maddi yetersizlik. Zaten zor geçinen insanların önüne gücünün yetmeyeceği ödeme planı koyduğunuzda kabul etmesi, bir kâğıt imzalaması mümkün gözükmüyor.

***

Görünen o ki kentsele dönüşümün birinci adımı halkla doğru iletişim kurmak, ne olacağını doğru anlatmak, güven vermek, inandırmak… Yani doğru, açık iletişim, doğru halkla ilişkiler. Bu konuda Ada Hayat Projesi doğru, cesaret verici bir örnek. Bu model üzerinden gidilebilir. Hilmi Kayın İş Merkezi’nde yıllardır ticaret yapan, onlarca yıldır hukuk, mali müşavir, sağlık, güzellik vb. hizmetleri verirken, “hadi burayı yıkıyoruz, boşaltın…” demek, ikna etmek kolay değil.

***

Kentsel dönüşümün ikinci temel ayağı finansman tarafı. İnsanların öyle ya da böyle başını sokacağı bir evi, ocağı var. Çoğu kişi evinin çürük olduğunu, ilk depremde yıkılacağının farkında. Ama önüne konacak ödeme planını kabul edecek, ödeyebilecek gücü olmadığı için gerçekle yüzleşmek istemiyor. Beş, altı katlı binalarda oturan birkaç dostumuzdan duydum, “Bizim evimiz sağlam. Üniversiteden geldiler. Test yaptılar sekiz şiddetinde depreme dayanıklı” dediler. Oysa kendisi de biliyor çürük olduğunu ama maddi durumu uygun olmadığı; zaten zar, zor geçindiği için gerçekle yüzleşmek istemiyor. İsteyemiyor…

***

Bu nedenle kentsel dönüşümde finansman modeli bakımından müteahhitlerle kat karşılığı sözleşmeler yapılabilecek modeller üzerinde yoğunlaşmak yararlı olacaktır.

***

Kentsel dönüşümde başka bir unsur da sosyal, kültüler unsurlar. Düşünün! Mahalle, sokak, apartman, kapı komşuluğu… Dededen, babadan aynı mahallede, sokakta, apartmanda, kapıdasınız. “Ata, baba evi” diye bir kültürümüz, duygusal bağımız var. Terkedilmesi, kapıyı çekip gidilmesi çok kolay değil. Soydan gelen tarih, kültür, anılar, sevinçler, mutluluklar; yaşanan acılar var… İnsanın gönlünden söküp atmak kolay değil… Bu sebeple kentsel dönüşüme sadece mühendislik, mimarlık, şehir planlaması gözüyle bakamayız. Matematik, fizik, statik öncelikli ama en üstünde insan var, insanın duyguları var… İnsanı göz önünde bulundurarak kentsel dönüşümü insanların yaşadığı mahalleden, adadan, sokaktan, parselden koparmadan yapmakta fayda var. Böyle yaklaşıldığında işlerin daha kolay olacağı görülecektir. Yoksa evleri yıkıp inşaları da yaşadığı kültürden koparıp, uzaklara, dağın başına göndermek kentsel dönüşüme engel olacaktır. O sebeple belediyelerimizde kentsel dönüşüm ofislerinde psikolog, sosyolog, iletişim, halkala ilişkileri iyi bilen kişiler olmalı. Halka dokunmalı, duygu birliği yaşanmalı, güven vermeli, beraber hareket edilmelidir.

***

Kentsel dönüşümde bir de yanlış örneği değerlendirmekte fayda var. Erenler’de “kentsel dönüşüm” adı altında çalışma yapıldı. Erenler Belediyesi “belki iyi niyetle” çalışma yaptı. TOKİ ile işbirliği yaparak Küpçüler Mahallesi’nde beşer katlı, Yeni Mahalle’de villa tarzı konutlar yapıldı. Şehircilik bakımından oldukça güzel binalar, yaşam alanları… Ancak niyet kentsel dönüşümle başladı ama yanında yöresinde insanlar eski evlerini terk edip yeni yapılan, daha modern olan konutlara taşınmadılar. Tuğla, yarı açık, üzeri naylon, branda, teneke kaplı evlerde yaşamaya devam ediyorlar. Yapılan evler satış ofisleri açılıp talep eden herkese satıldı. Kentsel dönüşümden umut edilen amaca ulaşılamadı.

***

Ama bu örneğe rağmen kentsele dönüşümden vaz geçilmeden kararlılıkla yola devam edilmeli. Bu işin, “sen, ben; parti, iktidar, muhalefetle” ilgisi yok. Bu konu yaşama, var olma konusu…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyfi Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

M. Emin Dağtekin - Harika bir makale yazmışsınız Yücel bey.

Bu kentsel dönüşüm herhangi bir şekilde

oturanların ekonomisine göre çoktan çözülebilinirdi. Maalesef biz bu geçen depremlerden bir şey çıkarıp üretememişsiz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Nisan 12:02