Dünya Bankası toplantıları…

Geçen hafta IMF-Dünya Bankası toplantıları gerçekleşti…

Bu toplantılar yılda iki defa gerçekleştirilir ve ülkelerin Maliye Bakanları ve ekonomi bürokratları katılır.

Bizden de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan katıldı….

İkili görüşmeler yolu ile ülkeler arası iş birlikleri ve fikir alışverişi sağlanırken yatırımcı toplantıları yolu ile de yatırımcılar ile doğrudan temas imkânı sağlanır.

Yani para getirmek için önemli bir hafta idi…

Bu toplantılar sonrası IMF yayınladığı Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) ile küresel ekonomiye bakış açısını ortaya koyarken ülkelere ilişkin makroekonomik tahminlerini de verir.

Bu yıl yayınlanan raporun başlığı: “İstikrarlı Fakat Yavaş”…

Tam da dünyanın durumunu anlatır gibi… Ve de planlandığı gibi!..

Rapor olumlu bir gelişme olarak küresel ekonomi için resesyon ihtimalinin ortadan kalktığını vurgularken büyümenin ülkeler arasında dengeli gerçekleşmediğine dikkat çekiyor. 

Özellikle düşük gelir grubundaki ekonomilerin büyüme sorunu yaşandığı ve gelecek dönemde de bu durumda önemli bir değişiklik olmayacağı vurguluyor.

Enflasyon ve jeopolitik gerilimlere ilişkin endişelerin yeniden arttığı bir dönemde düzenlenen bu toplantılarda, merkez bankası yetkilileri, özel sektör ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile akademisyenler bir araya geldi… 

Küresel ekonomik görünüm, yoksulluğun ortadan kaldırılması ve ekonomik kalkınma gibi konular ele alındı.

Orta Doğu ve Ukrayna'da olmak üzere çatışmalardan kaynaklanan ekonomik riskler kabul edildi. Bu açıklama, söz konusu savaşlara ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle bir tebliğ yerine tercih edildi.

IMF ve Dünya Bankası'nın haftalık toplantıları, Dünya Bankası'na küresel ve bölgesel ortaklıkları güçlendirme çağrısıyla sona erdi…

Ayrıca; Dünya Bankası ve IMF arasındaki işbirliğinin arttırılmasını savundular. Bu işbirliği, ülkelere yurtiçi gelir üretimini artırma ve iklim değişikliği, pandemiye hazırlık ve borç sürdürülebilirliği gibi konuları ele alma konusunda yardımcı olmayı amaçlamaktadır. 

Hesap verebilirlik ve reformlara yapılan vurgu, kurumların üye ülkelerin değişen ihtiyaçlarına uyum sağlama konusundaki kararlılıklarını yansıtıyor.

Raporun dile getirdiği olumlu gelişmelerden bir diğeri de ekonomik büyümenin güçlü olduğu bir ortamda sağlanan enflasyon düşüşü. 

Gelişmiş ülkeler açısından enflasyonda gelinen nokta yeterli görülmese de sağlanan başarı önemli bir adım olarak görülüyor. 

Bu süreçte gelişmekte olan ülkelerin de olumlu performans gösterdiği belirtiliyor…

Sermaye akımları açısından da gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir dönem geçirildiği vurgulanıyor. 

Raporun riskler bölümüne bakarsak ise;

Pandemi döneminde artan kamu harcamalarının sonraki dönemde birçok ülkede azaltılamadığına dikkat çekerek ABD başta olmak üzere artan bütçe açıkları ve kamu borç stoğunu ülkeler için önemli bir risk faktörü olarak görülüyor. 

Küresel ekonominin daha sık arz şokları ile karşı karşıya kaldığı, iklim değişikliğinin yarattığı maliyetlerin arttığı, enerjide yeşil dönüşüm ihtiyacının olduğu, artan jeopolitik riskler nedeniyle savunma harcamalarının arttığı bir ortamda kamu harcamalarının daha kontrollü yapılması gerektiğine de dikkat çekiliyor.

Önümüzdeki dönemde söz konusu maliyetlerde daha fazla artışlar yaşanacağından bahsedilerek şimdiden kamu maliyesi politikalarının bu beklentilere göre tasarlanmasının şart olduğu vurgulanıyor. 

Raporda ayrıca küresel çapta verimlilik artışlarının son otuz yılda yavaşladığına dikkat çekilmiş. 

Düşük verimlilik artışlarının ardında yatan etmenler arasında bilgi teknolojilerinin üretkenlik artışına sağladığı katkının azalması, iş yapma dinamizminin azalması, teknoloji yatırımlarının azalması ve daha sıkı kredi koşulları sayılıyor.

Düşük üretkenlik artışlarının bir başka sebebinin de sektöreler arası yatırım tercihlerinden kaynaklandığı dile getiriliyor. 

Raporun özetlediği fırsatlar ve risklere baktığımızda Türkiye için de çıkartılması gereken derslerden öncelikli olanı enflasyon ile ciddi bir şekilde mücadele edilmesi…

Ama şuna dikkat edilmeli ki; mücadele ediyormuş gibi yapmanın maliyeti çok yüksektir... Çünkü; enflasyonu düşürürken makul büyüme oranları dahi yakalayabiliyorsunuz, yeter ki ekonomide güven ortamını tesis edilsin. 

Yüksek bütçe açıkları ve uzun vadeli olumsuz etkileri de tüm dünyanın gündemine tekrar geldi.

Kamu harcamalarında rasyonel kesintilere ihtiyaç duyulduğu ortada. Bu yaklaşımın enflasyonu düşürme sürecine de olumlu katkısı olacaktır. 

Üretkenlik artışı sağlamız gerek. Bu şart ve buna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var…

İyi haftalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Kaba - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.