65 yaş üstü (!)

Geçenlerde bir arkadaşıma gitmek için otobüse bindim. Her zamanki gibi yine kendini bilmek iki genç kız beni buluverdi. Her zaman otobüsün en arkasında oturmayı tercih ediyorum. Rahat ediyorum. İşte nedense gençlerin en zıpırları da o arkada oluyor. Neyse Sakarya’da oturanlar Karaman’ı bilir. Oraya doğru gidiyorum. İki tane genç kız atıp tutuyor önümdeki koltukta.

     Bir tanesi diyor; “Hani virüs zamanında 65 yaş üstü şartı vardı ya. Keşke hiç bitmese o şart” diyor. Yani 65 yaş üstü hiç sokağa çıkmasınmış. Rahatsız oluyormuş arkadaş.

     Tamam ben o yaşlarda değilim ama resmen rahatsız oldum. Daha dünkü çocuktaki akla bak. Rahatsız oluyormuş, rahatsız. Dayanamadım dürttüm omuzundan. “Güzelim senin annen yok mu?” diye sordum. Önce anlamadı. “Neeey” dedi. Bir de bu çıktı gençler arasında. Bir şeyi anlamadıklarında “Neeeey” diye hönkürüyorlar. Neyse konumuza dönelim. Senin dedim annen yok mu? Vaaar dedi. Kaç yaşında dedim, 60 dedi. Hani az önce 65 yaş üstüne salladın ya dedim, senin annenin sokağa çıkmasını yasaklamalarına 5 yıl mı kaldı dedim? Evet demez mi. Annem de çıkmasın diye de ekledi. Neymiş o yaşlardakiler gençlere karışıyorlarmış.

     Arkadaşım o yaşlardakiler size karışabilse siz bu hale gelir misiniz? Gençlere bir bakın ne saygı var ne sevgi. Herkesin ağzında bir küfür. Sanki küfür edince elit oluyorlar. Küçücük çocukların ellerinde sigara. Sanki içince özgür oluyorlar.  

     Şimdi ben ona desem ki 65 yaş üstünde hayat var. Anlar mı? Mümkün değil. Hani habire "65 yaş üstündekiler" diyorsunuz ya onlar kim biliyor musunuz onlar her dönem 3 yazılı 1 sözlü imtihan olan bir nesil. Onlar anasını babasını bakım evine terk etmeyen; bir cenaze olduğunda iki eli kanda olsa bile koşup gelen bir nesil.

     Onlar arkadaşlarının ailesini bile kendi ailelerinden üstün tutup sorunlarını aile ve mahalle ilişkileri içinde parasız çözen bir nesil. Onlar kırk yıllık arkadaşlarını köşe bucak arayan onlarla birliktelikten zevk alan, öğretmeninin elini öpmek için yarışan bir nesil. Dışarıda yemek yemenin çok nadir olduğu, ağız şapırdatmanın ayıplandığı, her lokmanın eşit paylaşıldığı, çay bardağındaki şekerin kaşıkla karıştırılırken çıkan sesin yüksek olmasının ayıp olduğu bir nesil.

     Onlar çocuklarını öğretmenlere teslim ederken “eti sizin kemiği benim” diyen bir nesil. Lise mezunlarının bile bugünkü üniversite mezunlarının yanında doktora yapmış gibi olduğu bir nesil. İşte sizin gibi gençler bu nesli öyle küçüksemeye odaklanmışsınız ki benliğinizi yitirmişsiniz. Küçücük kız annesinin bile sokağa çıkmasını istemez hale gelmiş.

     İnşallah şimdiki gençler 65 aş üstünün yaşadığı hayatı bir yerlerden öğrenip de örnek alırlar. Aksi taktirde işimiz çok zor. Ne aile kalacak ortada, ne de Vatan sevgisi. Çünkü 65 üstündeki nesil bin yıllık Türk gelenek ve göreneklerine uyan son nesil.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ayfer Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.