Esnaf-sanatkârımız bindiği dalı kesiyor

Son yıllarda esnaf-sanatkârdan çok mustarip olmaya başladım. Çevreme, eş-dost sohbetlerinde oto sanayi sitelerinde, evlerine çağırdıkları tamir bakım işleri için çağırdıkları ustalardan çok şikâyetçi olduklarını duyuyorum. İnanıyorum bu yazıyı okuyan dostlarımızın da benzer şikâyetleri vardır.

***

“Türkler medeniyete ne kattı?” diye sorulduğunda iki başlık söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi Ahi Teşkilatı, diğeri de Vakıf kurumudur. Her ikisi de esnaflar tarafından kurulan, toplumun en kılcal damarlarından başlayıp devletin en üst kademesine kadar uzanan köklü yapılardır. Omurgasını Türk kültürü, Müslüman inancı, ahlakı, erdemi üzerine kurulmuştur. Anadolu’da, Trakya’da, Balkanlar’da yüzyıllarca varlığını devam ettirmiş, halen de devam etmektedir. Ancak son yıllarda bazı esnaf-sanatkârımızın Ahi Kültürü, inancı, ilkelerine göre davranmadıklarını üzülerek görüyorum, yaşıyorum, yaşıyoruz. Ahilinde, Vakıf geleneğinin de olmasa olmazı; Temiz ahlak, doğruluk, dürüstlük, müşteriye saygı, örnek insan, örnek esnaf olmaktır. Bazı esnaf-sanatkârımız bu değerleri bilmedikleri, umursamadıkları; yalan söylememekten utanmadıkları, gözlerini para hırsı bürüdüğü, müşteriyi kandırmayı “uyanıklık” olarak algıladıklarını üzülerek görüyorum.

***

Kırk yıldır Sakarya sanayisinin içindeyim. Beşköprü, Dörtyol SS, Modern SS, Artvin SS, Mobilyacılar, Atatürk, Marangozlar, Çark, Asem, Ziraat Aletleri SS’lerini çok yakından bilirim. Çarşı esnafını, Uzun Çarşı, Kapalı Çarşı, Unkapanı, Soğanpazarı, Katlı Pazar’ı bilirim. 80’li, 90’lı yıllarda buralarda esnaflar, sanatkârlar vardı. Yılların ustalarıydı. Ağızlarında kötü söz çıkmaz, müşterileri kandırmaya çalışmaz, güvenilir, emin insanlardı. Taa! Kars’tan gelip Dörtyol SS’ne kamyonunu tamire bırakır; bir, iki ay sonra gelir tamir edilen kamyonunu alır giderdi. Aldatılma, kandırılma, baştan savma endişesi yaşamazdı. Aradan yıllar geçti. “O güzel ustalar, güzel atlarına binip gittiler.” Bugün aynı güveni, doğruluğu, dürüstlüğü, müşteriye saygıyı görmek çok zor. Varsa bile bir elin parmaklarını geçmez.

***

Daha geçen hafta mutfakta fırın bozuldu. Servisini aradım, telefona cevap vermediler. Bizzat ofislerine gidip kaydını yaptırdım. Çarşamba günü için randevu verdileri. O gün hanım işe gitmedi; sabahtan, akşama kadar bekledi. Akşam geldiğimde ustanın gelmediğini öğrendi. Ertesi günü ofisi aradım, durumu izah ettim. Bir özür dilek, gönül almak şurada dursun azarlar edayla; “Bakalım” dendi. Nihayet “usta!” geldi. Gönülsüz, hazırlıksız. Fırını söktü. Benden ara kablosu istedi. Verdim. Baktı. “Temostatı bozulmuş” dedi. Yanında yedek parçası yok.  Bırakıp gitti. Ne zaman gelir? Belli değil. Günlerce bekleyeceğiz. Bakalım ne zaman gelecek?

***

Hava alanı servisi, sabah gitmek üzere bir gün önceden taksi durağına gittim, adresi, saati, telefonumu yazdırdım. Sabah çantalarımızı hazırladık, aşağıya indik. Aradım, beklediğimizi söyledim. “Geliyorum” dedi. Gelmedi. Üç, dört defa aradım cevap vermedi. Israrla aradıktan sonra açtı, “Kaza yaptım” diye gelmedi. Oysa arka fonda müzik çalıyor. Kuvvetle muhtemel ki daha uzun mesafe için başka müşteri buldu bize gelmekten vaz geçti. Servise yetişmek için sabahın erken saatlerinde telaşımızı düşünün…

***

Arabamda far arızası oluştu. Yıllardır tanıdığım ustaya gittim. Arızayı çözmeye çalışıyor. Ancak bir yandan da çıraklara, kalfalara, gelen müşterilere ağıza alınmayacak küfürler ediyor. Küfürlerinden ben utandım, dükkânın dışına çıktım. Dışarıda bekledi. Dakikalarca uğraştı, arızayı bulamadı. Sonunda ben müdahale ettim. Çözemediği ve hatta daha karmaşık hale getirmiş olmasına rağmen tamir ücretini de ödedim dükkândan uzaklaştım. Hala arıza devam ediyor. Başka ustaya götüremiyorum; aynı stresi, aynı terbiyesizliği yaşamaktan geriliyorum.

***

Çamaşır makinesi aldım. Günlerce gelmesini bekledi. Mağazaya gittiğimde, elimde faturası olmasına rağmen, “Bizde sizin siparişiniz gözükmüyor” dediler. Defalarca gittim, geldim. Nihayet eve getirdiler. Kurulumu için günlerce bekledim. Birkaç ay sonra arıza yaptı. Servise ulaşmak, ustayı bulmak, getirmek, tamirini yaptırmak günlerce sürdü. “Neden verdiğiniz sözde durmuyorsunuz?” demeye kalmadan kabalaştı, küstahlaştı, işinize gelirse noktasına geldi. “Genel merkezinize şikayet ederim” ima ettiğimde de, “Keşke bizden alsalar da bu ş…..lerden kurusak” dedi. Utanma, sıkılma, kanun korkusu kalmamış.

***

Banka, telefon, internet vb. diğer müşteri hizmetlerine işiniz düştüğünde neler yaşadığımızı, yaşadığınızı hepimiz biliyoruz. Onları aktarmaya çalışsak ciltlerce doküman çıkar.

***

Yakın zamanda yaşadığım birkaç olumsuz örneği de aktarabilirim. Eminim sizin de sıkça yaşadınız, yaşıyorsunuz. Esnaflar, sanatkârlar, ustalar günlük yaşamımızda yalanlarıyla, müşteriye karşı kaba, sorumsuz davranışlarıyla ciddi problem olmaya başladı.

***

Bu gemi böyle gitmez. Esnaf-sanatkâr bu toplumun değerli, kıymeti, sorumlu, önemli bir kesimidir. Topluma kanunlar, örf, adet, gelenek, görenek, kültürümüz dâhilinde hizmet verip; emeğinin karşılığını almak hakkına sahiptir. Esnaf, sanatkâr bu tür olumsuz davranışlarıyla müşterilerini kaçırıyor, bindiği dalı kesiyor. Ondan sonra da “işler kötü, geçinemiyoruz, zarar ediyoruz” diye bağırıp duruyor. Müşteriler çaresiz, alternatifsiz değil. Her geçen gün yeni büyük mağazalar, avm’ler açılıyor. Oralarda insana yaraşır alış-veriş yapılıyor. İtilmeden, kakılmadan, hakaret görmeden, kandırılmadan, yalan söz duymada… Ben ki son birkaç seneye kadar bizim insanımız kazansın diye olabildiğince küçük esnaftan alış veriş etmeye çalışıyordum. Oysa şimdi yaşadığım olumsuzluklarla birlikte olabildiğince kurumsal, zincir mağazaları tercih ediyorum.

***

Bindiğiniz dalı kesiyorsunuz sevgili esnaf sanatkârımız… Farkına varın. Biran önce, “Elinize, belinize, dilinize” dikkat edin.  

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyfi Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mahmut Hoca - Hocam bu yazdığınız sanayi sitelerinden birinde tanıdığım ve çok güvendiğim bir kaporta ustasına gidip " bana oto elektrikçi lazım ama gerçek Müslüman, iyi usta ve kazık atmayan biri olsun" dedim. Güldü ve sanayide öyle biri olmadığını, bulursam ona da haber vermemi söyledi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 00:11